ana sayfa

BORSA BİLGİLERİ

  sinan demir

 

Borsa Nedir?
Sermaye Borsaları (Security Exchanges), değerli evrakların (menkul kıymetlerin) ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır.

 Bir piyasadır, çünkü menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerdir. Kurumsaldır, çünkü kendine özgü kuralları ve standartları varır.
Borsalar, sadece hisse senetlerinin değil, başka tür emtiaların (ticari malların) ve enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir.

 Örneğin bono ve tahvillerin genellikle menkul kıymetler borsalarının içersinde ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları

(forex, foreign exchange) veya mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır. örneğin, pamuk fiyatlarının belirlendiği ve

ticaretinin yapıldığı pamuk borsaları vardır (Türkiye'de de, İzmir'de pamuğun vadeli ticaretinin yapılacağı bir vadeli işlemler borsası kurulma

 aşamasındadır).
Türkiye'de borsanın tarihi Osmanlı'nın son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte, 1970 ve 1980'lerin ilk yarısında, mekan olarak Sirkeci Vakıf Han'da bir tür tezgah üstü piyasa (OTC; Over The Counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu. (Tezgah üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında, bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar.Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletleri'nde küçük işlem hacmine sahip bazı firmalar, borsa haricinde OTC
olarak işlem görürler.)
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjektürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla 1986 yılında Karaköy-Tophane'de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye'de faaliyetini sürdürmektedir.
İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde 270'den fazla şirketin hisse senedi, ortalama 200-300 milyon dolarlık işlem hacmi ve dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.
Borsa Nelerden Etkilenir?
İMKB endeksleri ve işlem gören hisse senetlerinin fiyatları, diğer dünya borsalarında olduğu gibi başlıca üç etmenden etkilenirler; dünya ekonomisinin durumu ve gidişatı, yerel (Türkiye'nin) ekonominin durumu ve gidişatı ve sektör/firmanın durumu ve performansı.
Global Ekonomi'deki herhangi bir gelişme tüm ülke ekonomilerini az veya çok etkileyeceği gibi, o ülkedeki ilgili veya tüm firmaları da dolaylı veya dolaysız olarak etkileyecektir.
Örnek 1: Şirketimizin Petkim'den hammadde olarak herhangi bir petrokimya ürününü aldığını (girdimiz) ve bunun az veya çok nihai ürünümüzde (çıktımız) bir ağırlığının olduğunu düşünelim. Dünya petrokimya piyasalarında oluşabilecek herhangi bir nedenden dolayı bir dalgalanma, Petkim'in maliyetini değiştirecektir. Bu değişikliği de Petkim bizim alış fiyatımıza yansıtacaktır. Sonuçta, biz de bunu kendi ürünümüzün fiyatına yansıtmak zorunda kalacağız. Dalgalanma fiyatlarda bir artış şeklinde olursa, bizim rekabet gücümüzün azalması ve/veya kar marjımızın daralması şeklinde etkisi olabilir. Bu da bizim ciromuzu ve net karımızı etkiliyebilir.
Örnek 2: Global etkinin yansıması birçok şekilde olabilir. Örneğin, şirketimizin Almanya'ya Deutsche Mark (DEM) üzerinden ihracat yaptığını ve ürünümüzün önemli bir hammaddesini Amerika'dan Dolar (USD) olarak ithal ettiğini düşünelim. Bu halde, bizim kar marjımız büyük ölçüde Dolar/Mark paritesine bağlı olacaktır. Uluslararası döviz borsalarında oluşacak pariteler bizi etkileyecektir ve faaliyetlerimiz esnasında eğer bu paritenin gidişatını doğru tahmin edemezsek veya paritenin dalgalanmalarına karşı önlemimizi alamazsak (ör. hegde ederek, bir finans tekniği), şirketimiz bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilecektir.
Örnek 3: Şirketimizin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini düşünelim. Ülke olarak tekstil sektöründe güçlü ve avatajlı olduğumuzu, Gümrük Birliği (GB)'nden önce de, GB'den sonrası için çok umutlu olduğumuz için yeni yatırımlara (kapasite arttırımı ve modernizasyon) girişmiş olduğumuzu varsayalım. Fakat, dünyada bazı sebeplerden dolayı bir kriz (ör. Uzakdoğu veya Rusya krizi) çıktığında, uluslararası pazarımız daralırsa, tam kapasitede çalışamayabiliriz ve yeterli ihracat yapamazsak, kullanılmış olan kredilerin geri ödemelerinde zorlanabiliriz; belki de bu, bizim iflas etmemize bile sebep olabilir.
Ulusal Ekonomi'deki, yani Türkiye ekonomisindeki herhangi bir gelişme, Türkiye'deki şirketleri bulundukları sektöre ve gelişmenin yapısına göre az veya çok etkileyecektir. Ekonomideki büyüme hızı, işsiz sayısı, enflasyon, faiz oranları, vergi oranlarında olabilecek değişiklikler, olağanüstü halin ilan edilmesi, teşvik politikasındaki değişimler vb. akla ilk gelen örneklerdir. Ulusal ekonominin etkilerini de örnekleme yoluyla açıklamaya çalışalım:
Örnek 1: Almanya'ya ağırlıklı olarak ihracat yaptığımızı ve girdilerimizin çoğunu iç piyasadan yani TRL olarak sağladığımızı düşünelim. Eğer hükümetimiz kurları hızlandırıcı, (reel olarak TRL'nin değerini düşürücü) yani Dolar, Mark gibi yabancı para birimlerinin para birimimiz karşısında hızlı artması gibi bir politikayı benimserse, bundan şirketimizin olumlu olarak etkilenmesi büyük bir ihtimaldir. çünkü girdilerimiz değer kaybeden TRL, buna karşılık çıktılarımız değer kazanan DEM üzerinden olacağından, kar marjımız ve dolayısıyla karımız artacaktır.
Şirket veya Sektör olarak etkilerden, sektörün veya özel olarak o şirketin ürünlerine talebin azalması şeklinde bir eğilimin olması, sektöre karşı devletin desteğinin olması veya eski desteğinin kalkması, sektörel olarak girdilerin pahalanması, dış pazarlarda rekabetin zorlaşması, sektöre aşırı yatırımın (atıl kapasitenin) yapılmış olması vb. akla ilk gelen örnekler olmakla birlikte, özel şirket yönetimlerinin yanlış yönetimleri de sayılabilir.
Örnek 1: Şirketimiz GB öncesi ülkenin önde gelen bir otomotiv üreticisi olabilir. Yabancı bir otomotiv üreticisinden aldığımız know-how'la birlikte fazla rakibimiz olmadığı ve gümrük duvarlarıyla birlikte dış rekabete karşı korunduğumuz için fazla bir yatırıma gereksinim duymadan, pazarın isteği kadar üretim yapıp bunu pazarlıyor olabiliriz. Fakat, yeni hükümetimizin GB'ne girmeye karar verdiğini ve anlaşmanın bir maddesi icabı otomotiv sektöründe ithalatçıların aleyhinde olan fazla vergilerin kaldırıldığını düşünürsek, bu bizim satışlarımızı olumsuz olarak etkileyecektir ve faaliyetlerimizin sonucu zarar etmemiz ve bir daha karlı duruma geçmemiz zor olabilecektir.
Mali Tablolar Nelerdir?
Mali tablolar teriminden sözedilen tablolar, türk vergi kanunu, türk ticaret kanunu, sermaye piyasası kanunu vb. kanunlar tarafından bazı şirketler için zorunlu olarak tutulan, şirketlerin dönemsel faaliyetleri sonucu hazırlamak ve yayınlamak (halka açık şirketler, aracı kurumlar vb.) zorunda oldukları ve ilgili şirketin performansını gösteren, standartlaştırılmış muhasebe kayıtlarıdır. Başlıcaları bilanço, gelir-gider tablosu, satılan malın maliyeti, kar dağıtım, fon ve nakit akım tablolarıdır.
Bilanço
Bilanço, şirketlerin dönemsel faaliyetleri sonucu, dönem sonunda hazırladıkları (31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık) ve yayınladıkları, şirketin bir portresini çizen, muhasebe dilinde "t tablosu" olarak adlandırılan düzendeki tablolardır. Bilançolarda iki kısım vardır; aktifler (sol taraf) ve pasifler (sağ taraf). Aktifler kısmında şirketin sahip olduğu varlıklar, pasiflerde ise yabancı kaynakları ve özkaynakları vardır. Aktif ve pasiflerdeki herhangi bir madde kalem olarak adlandırılır.
Aktifler kısmında örnek olarak nakit, stoklar, binalar, araziler, kullanılan aletler, telif hakları gibi bir şirketin sahip olabileceği herşey kayıtlıdır.
Pasifler kısmında ise şirketin kaynakları yazılıdır. örneğin, kısa vadeli (ticari, finansal) borçları, uzun vadeli (vadesi bir yıldan uzun olan) borçları ve özsermaye kalemleri. özsermaye kalemleri şunlardır; ödenmiş sermaye, yeniden değerleme fonu (şirketin sahip olduğu varlıkların dönem içindeki yeniden değerlemeden dolayı oluşan artışları), emisyon primi, yedekler (kanunen, şirketin anasözleşmesi gereği veya yönetim kurulu kararı sonucu dağıtılmayan karların tutarıdır) ve dönem karıdır. Bir şirketin bilançosunda aktifler ve pasifler toplamı eşittir. Konuya matematiksel olarak yaklaşırsak, edinilen kaynaklarla alınanlar/yapılan yatırımların, kayıtlara girdiği sıradaki değerleri eşit olmak zorundadır ve muhasebe açısından bilançoya çift taraflı olarak kaydedilmektedir.
Örnek bir bilanço aşağıdaki gibidir;
Gelir-Gider Tablosu
Gelir-gider tablosu, bir şirketin herhangi bir dönemdeki faaliyetlerinde, cirosundan yola çıkarak, gelir ve giderlerini eklemek veya çıkarmak yoluyla net karının hesaplandığı, standartlaştırılmış ve SPK mevzuatlarına göre hazırlanan bir tablodur. Gelir-gider tablosu şirketin ilgili dönemdeki faaliyetlerinin neticesini öğrenmemizi sağlar.
31 Mart itibariyle hazırlanan gelir-gider tabloları yılın ilk üç aylık faaliyet sonuçlarını; 30 Haziran itibariyle hazırlanan gelir-gider tabloları yılın ilk yarısının faaliyet sonuçlarını; 30 Eylül itibariyle hazırlanan gelir-gider tabloları yılın ilk dokuz aylık faaliyetlerinin sonuçlarını ve 31 Aralık itibariyle hazırlanan gelir-gider tabloları yılın tümündeki faaliyetlerin sonuçlarını göstermektedir.
Örnek 1:
Dipnotlar
Dipnotlar, bilanço ve gelir-gider tablolarında gösterilemeyen bilgilerin, denetçiler tarafından, bu tabloların sonunda ek olarak standartlaştırılmış özel notlar şeklinde verilen halidir. Dipnotların önemli olmasının nedeni, bilanço ve gelir-gider tablolarında belirtilemeyen fakat bu tabloları daha anlaşılır kılan bilgiler sunmalarıdır.
Başlıca Dipnot Kalemleri :
Alınan/verilen teminatlar,
Yaptırılmış olan sigorta tutarları,
Ortaklardan/iştiraklerden alınmış veya verilmiş borçların dökümü,
İştirak/ortaklık yapısının durumu,
Yabancı para biriminde duran nakitlerin dökümü,
Dövize endeksli alacaklar/borçlar,
Personel durumu, amotisman türü ve tutarı, vb.

Fon Akım ve Nakit Akım Tabloları
Bu tablolar, şirketin fon ve nakit tutarlarının akışını ayrıntılı olarak düzenleyen standart tablolardır. Şirketin iki dönem arasındaki yönetimsel ve finansman politikalarının mali tablolara yansımasının daha rahat anlaşılmasını sağlarlar.
Dönemsel Açıklamaların Önemi Nedir?
Şirketler SPK mevzuatı gereği üçer aylık dönemler itibarıyla mali tablolarını oluşturmak ve yayınlamak (halka açık olanlar için) zorundadırlar. Altı aylık ve yıllık (oniki aylık) mali tablolarının denetimden geçme zorunluluğu olduğu için bunları denetim (mali müşavirlik) firmaları denetlerler, üç ve dokuz aylıkların böyle bir zorunlulukları yoktur ve bunlar genellikle şirketler tarafından hazırlanırlar.
üçer aylık bazda bu mali tabloların açıklanması ile, yatırımcılar, şirketleri daha iyi izleme ve analiz yapma olanağına kavuşurlar. Böylece, her üç ayda bir şirketler yatırımcılar tarafından değerlendirilmiş ve denetlenmiş olur.
Kaç Çeşit Sermaye Sistemi Vardır?
Türkiye'de mevzuat gereği şirketler iki çeşit sermaye sisteminden birini seçebilmektedirler. Bunlar kayıtlı ve esas sermaye sistemleridir. Kullanılacak sisteme şirketlerin genel kurulları karar verir ve bu karar SPK tarafından incelenip onaylandıktan sonra yürürlülüğe girer.
Kayıtlı Sermaye Sistemi Nedir?
Kayıtlı sermaye sistemi, şirket yönetim kurullarına sermaye arttırımlarında belli bir serbestlik verir. Şöyle ki, genel kurullarından arttırabilecekleri sermaye için bir maksimum limit (sermaye tavanı) isteyen yönetim kurulu, bu tavanı aşmamak kaydıyla, en az beş yıl içersinde de o tavana ulaşmak kaydı ile, istediği zamanda, ister bir kerede ister birkaç sermaye artırımı yoluyla, tavan miktarına kadar sermayelerini yükseltebilir. Böylece daha serbest ve hızlı hareket edebilen şirket ve yönetim kurulu, sermaye gereksinimi duyduğunda en kısa zamanda bu ihtiyacını giderebilme imkanına kavuşur.
Şirketler kayıtlı sermaye sistemine genel kurullarının karar vermesi ve SPK'nın onaylaması durumunda geçebilmektedirler; sisteme giriş ve çıkışlar SPK'nın tasarrufuna bırakılmıştır. Son yıllarda şirketler arasında gözlenen eğilim kayıtlı sermaye sistemine geçiş yönündedir. Bunun başlıca nedeni de şirket yönetim kurullarının her sermaye artırımı için genel kurulun onayına ihtiyaç duymayacak olmalarıdır.
Kayıtlı sermaye sisteminde, şirketlerin sermayesi için (finans literatüründe) çıkarılmış sermaye ve tavan miktarı için kayıtlı sermaye tavanı terimleri kullanılır. Çıkarılmış sermaye terimi türetildiği halde, uygulamada yerine ödenmiş sermaye veya sermaye terimleri kullanılabilir. Aynı şeyi belirten bu terimlerin, teorik açıdan sistemi doğru betimlemesi için yanlış kullanılmaması uygun olacaktır.
Esas Sermaye Sistemi Nedir?
Esas sermaye sisteminde bir sermaye tavanı yoktur. Şirketin ödenmiş sermayesi ancak ve ancak genel kurulun alacağı zaman ve artırım miktarı kararına göre zamanında bir kerede yapılır. Eğer yeni sermayeye ihtiyaç duyulursa, o zaman yapılacak tek şey genel kurulu toplamak ve oradan bu kararın çıkmasını sağlamaktır.
Esas sermaye sisteminde, sermaye terimi yerine ödenmiş sermaye terimi kullanılır.
Sermaye Artırımı ve Temettü
Sermaye Artırım Çeşitleri Nelerdir?
Şirketler genelde yılda bir defa olmak üzere sermayelerini artırma yoluna gitmektedirler. Başlıca sermaye artırım nedenleri yüksek enflasyon şartlarında erimiş olan sermayelerini güçlendirmek ve yeni yatırımlar için veya şirketin faaliyetlerinin reel büyümesi sonucu gereken fon ihtiyacını gidermektir.
Şirketler iki şekilde sermaye artırımına gitmektedirler; ilki, iç kaynaklardan yapılan Bedelsiz Sermaye Artırımı; ikincisi ise, şirket ortaklarından ek fon temin edilerek yapılan Bedelli Sermaye Artırımıdır.
Bedelsiz Sermaye Artırımı Nedir?
Bedelsiz Sermaye Artırımı, şirketlerin kendi iç kaynaklarını (emisyon primi, yeniden değerleme değer artışı, yedekler, iştirak ve duran varlık satış karları, temettü) kullanarak yapmış oldukları ve ortaklarından ilave kaynak talep etmeden bedelsiz olarak hisse senedi dağıttıkları sermaye artırım türüdür.
Bedelsiz Sermaye Artırımı şirkete ek bir finansman kaynağı sağlamamakla beraber şirketlerin bedelsiz sermaye artırımına gitme nedenleri bulunmaktadır. Başlıca nedenleri emisyon primi ile iştirak ve duran varlık satış karı kalemlerinden yapılan sermaye artırımlarının şirkete sağladığı vergi avantajıdır. Bir başka neden ise şirketlerin enflasyon karşısında erimiş olan sermayelerini güncellemek istemeleridir.
Bedelsiz Sermaye artırımında kullanılan Temettü dışındaki kaynaklar birer özsermaye kalemi olup, esasında yapılan işlem özsermaye kalemleri arasında tutarların yer değiştirmesinden ibarettir.
Temettünün Bedelsiz Sermaye Artırımında kullanılması ise şu şekilde olmaktadır; Şirketlerin genel kurulları dönem sonunda elde ettikleri karın dağıtılabilecek olan kısmından temettü tutarlarını belirler. Yine şirketlerin genel kurulları veya genel kurulların yetkilendirmesi ile yönetim kurulları bu temettü tutarlarının bir kısmı veya tamamı nakit olarak değil de hisse senedi şeklinde bedelsiz olarak sermaye artırımında kullanabilir.
Bedelsiz Sermaye Artırımı şirketlerin Piyasa Değerlerini etkilememektedir. Bunu aşağıdaki örnek ile daha iyi görebilme imkanına sahip olabiliriz.
Örnek:
Örnek bir Bedelsiz Sermaye Artırımı işlemi aşağıdaki gibi olmaktadır; Şirketin %100 Bedelsiz Sermaye Artırımına gittiğini düşünelim,
100 milyar TRL'lik ödenmiş sermayeye sahip şirketin, 1 hisse senedinin sermayedeki 1.000 TRL'lik dilimi temsil ettiğini hatırlarsak, şirketin 100 milyon adet hisse senedi sayısı bulunmaktadır. 1 hisse senedinin fiyatı 5.000 TRL ise, piyasa değeri (hisse senedi sayısı*hisse senedi fiyatı) 500 milyar TRL olarak bulunmaktadır.
Şirket %100 Bedelsiz Sermaye Artırımına gitmektedir, bu durumuda 100 milyar TRL'lik eski ödenmiş sermayesine (birebir oranında, çünkü %100) 100 milyar TRL'lik yeni sermaye eklenmektedir, böylece şirketin yeni sermayesi 200 milyar TRL olmaktadır. Hisse Senedi sayısı da ödenmiş sermayeye paralel bir şekilde artacaktır ve 200 milyon adet olacaktır.
Sermaye artırımları esnasında hisse senetlerinin yeni fiyatlarını hesaplayan formülü kullanarak, şirketimizin hisse senetlerinin eski 5.000 TRL'ye göre yeni fiyatlarını ve buna bağlı olarak da piyasa değerlerini bulabiliriz;
Şirketimizin Temettü dağıtmadığını ve Bedelli Sermaye Artırımı yapmadığını bilmekteyiz, hisse senetlerin yeni fiyatı aşağıdaki şekilde olacaktır;
Şirketin hisse senetlerinin yeni fiyatı 2.500 TRL olacak ve sermaye artırımı sonrası ilk seansta bu fiyattan işlem görmeye başlayacaktır. Bu yeni fiyat üzerinden şirketin Piyasa Değerini hesaplayacak olursak (2.500 TRL*200 milyon adet senet) yine 500 milyar TRL'lik değeri buluruz.
Rüçhan Hakkı ve Bedelli Sermaye Artırımı Nedir?
Bedelli Sermaye Artırımı, şirketlerin dış kaynaklardan temin etmiş oldukları yeni kaynaklar karşılığında, yani bir bedel karşılığında, hisse senedi dağıttıkları sermaye artırım türüdür. Ortakların Bedelli Sermaye Artırımına katılma hakları da Rüçhan Hakkı olarak adlandırılmaktadır.
Şirketleri Bedelli Sermaye Artırımı yapmaya iten başlıca iki neden bulunmaktadır. Bunlardan ilki, şirketin faaliyet hacminin büyümesine paralel olarak sermaye ihtiyacının olmasıdır. İkincisi ise, yeni yatırımlar neticesinde şirketlerin fon ihtiyacı içinde olmaları ve ihtiyaç duyulan fonların bir kısmının sermaye artırımı yoluyla temin edilmeye çalışılmasıdır.
Bedelli Sermaye Artırımı şirkete ek bir finansman kaynağı sağlamaktadır. Bu kaynak genellikle mevcut ortaklardan temin edilmekle beraber, bazı durumlarda da mevcut ortakların Rüçhan Hakları kısıtlanarak, yeni ortaklara bu imkan primli olarak kullandırılmaktadır. Böylece yeni ortaklar edinebilen şirketleri bu yola iten başlıca neden daha fazla fon temin etme ihtiyacıdır. Bu yolla şirketler normalde 1.000 TRL nominal değere sahip yeni senetleri mevcut ortaklarına yine 1.000 TRL'den kullandırarak, bir senet karşılığında böylece 1.000 TRL fon temin edecekken, yeni ortaklara daha yukarı bir fiyattan senetleri satarak daha fazla fon temin etme olanağını elde etmektedirler.
Yukarıda bahsedildiği gibi şirketler Bedelli Sermaye Artırımında genelde 1.000 TRL'lik nominal değere sahip yeni senetleri yine 1.000 TRL karşılığında mevcut ortaklarına kullandırmakla beraber, bazı zamanlar daha fazla fon ihtiyacı içinde olan şirketler daha yüksek bir fiyattan Rüçhan Hakkını mevcut ortaklarına kullandırma yoluna gitmektedirler.
Bedelli Sermaye Artırımı esnasında şirketlerin gerek mevcut ortaklarına, gerekse yeni ortaklarına primli fiyattan kullandırdıkları senetlerin primli kısmı Bilanço'da özsermayenin Emisyon Primi kalemine kaydedilmektedir.
Örnek:
ABC A.Ş. yapmış olduğu Bedelli Sermaye'de, mevcut veya yeni ortaklarına 1.000 TRL nominal değere sahip beher hisse senedini 3.000 TRL fiyattan kullandırmıştır. Bu durumda şirketin yapacağı muhasebe işlemi şu şekilde yapılacaktır; ihraç edilen her yeni senet için ödenmiş Sermaye'ye 1.000 TRL, aradaki 2.000 TRL'lik fark ise Emisyon Primi kalemine kaydedilecektir. Bu işlemin muhasebe prensipleri ile gösterimi şu şekilde olacaktır;
Bedelli Sermaye artırımında ortaklardan fon talep edildiğinden yukarıda bahsedilmiş idi. Bu fonu ortakların özkaynaklarından karşılamak durumunda oldukları gibi, sermaye artırım ile aynı zamanlarda yapılan Temettü ödemelerinden (eğer şirket temettü dağıtırsa) elde edilen kaynaklar ile bir kısmının veya tamamının karşılanması da olası bulunmaktadır. Bu durum Temettüden yapılan Bedelsiz Sermaye Artırımına benzemektedir ve İMKB'ye kote şirketlerin çokça kullanılan bir methoddur. Esasında Temettüden dolayı direk olarak yapılabilen Bedelsiz Sermaye Artırımı imkanı da bu usülden hasıl olmuştur.
Bedelli Sermaye Artırımı şirketlerin Piyasa Değerlerini etkilemektedir. Bunu aşağıdaki örnek ile daha iyi görebilme imkanına sahip olacağız.
Örnek:
Bedelsiz Sermaye artırımına örnek olarak kullandığımız XYZ A.Ş.'nin aynı cari piyasa verilerinde bu sefer %50 Bedelli Sermaye yaptığını düşünelim. Şirket Rüçhan Haklarını 3.000 TRL'den kullandırıyor olsun.
Şirket %50 Bedelli Sermaye Artırımına gitmektedir, bu durumuda 100 milyar TRL'lik eski ödenmiş sermayesine (bire yarım oranında, çünkü %50) 50 milyar TRL'lik yeni sermaye eklenmektedir, böylece şirketin yeni sermayesi 150 milyar TRL olmaktadır. Fakat şirketin kasasına 150 milyar (50 milyon yeni hisse senedi*3.000 TRL hisse başına rüçhan hakkı bedeli) girmektedir. Hisse Senedi sayısı da ödenmiş sermayeye paralel bir şekilde artacaktır ve 150 milyon adet olacaktır.
Sermaye artırımları esnasında hisse senetlerinin yeni fiyatlarını hesaplayan formülü kullanarak, şirketimizin hisse senetlerinin eski 5.000 TRL'ye göre yeni fiyatlarını ve buna bağlı olarakta piyasa değerlerini bulabiliriz. Şirketimizin Temettü dağıtmadığını ve Bedelsiz Sermaye Artırımı yapmadığını bilmekteyiz, hisse senetlerin yeni fiyatı aşağıdaki şekilde olacaktır;
Şirketin hisse senetlerinin yeni fiyatı 4.333 TRL olarak hesaplanmakla beraber bu fiyatı en yakın fiyat aralığına yuvarlarsak 4.350 TRL değerini buluruz. Hisse senedi sermaye artırımı sonrası ilk seansta bu fiyattan işlem görmeye başlayacaktır. Bu yeni fiyat üzerinden şirketin Piyasa Değerini hesaplayacak olursak (4.350 TRL*150 milyon adet senet) yeni 652.5 milyar TRL'lik piyasa değeri buluruz. Yapılan sermaye artırımı işlemi şirketin piyasa değerini 152.5 milyar TRL arttırmış bulunmaktadır ve dikkat edilirse bu tutar (küsürat düzeltmesi de dikkate alınmalı) şirketin kasasına giren tutara eşit olmaktadır.
Temettü Nedir?
Temettü, şirketlerin bir yıllık faaliyet dönemleri sonucunda elde ettikleri Net Dönem Karı üzerinden (yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra) dağıttıkları ve ortakların şirkette sermayelerinin bulunması karşılığında elde ettikleri getiridir.
Temettüler iki şekilde dağıtılmaktadırlar; ilki, nakit olarak ortaklara ödenen temettüler, ikincisi ise Bedelsiz Sermaye Artırımına dahil edilerek karşılığında yeni senet dağıtılan temettüler.
Örnek:
Bedelsiz Sermaye Artırımına örnek olarak kullandığımız XYZ A.Ş.'nin aynı cari piyasa verilerinde bu sefer %100 Temettü dağıttığını, bu temettünün yarısının karşılığında Bedelsiz Hisse Senedi verdiğini, diğer yarısını ise Nakit olarak ortaklara dağıttığını düşünelim. Şirket başkaca Bedelli veya Bedelsiz Sermaye Artırımı yapmamaktadır.
Şirket %50 Temettüden dolayı Bedelsiz Sermaye Artırımına gitmektedir. Bu durumda 100 milyar TRL'lik eski ödenmiş sermayesine (bire yarım oranında, çünkü %50) 50 milyar TRL'lik yeni sermaye eklenmektedir. Böylece şirketin yeni sermayesi 150 milyar TRL olmaktadır. Hisse Senedi sayısı da ödenmiş sermayeye paralel bir şekilde artacaktır ve 150 milyon adet olacaktır.
Sermaye Artırımı ve Temettü dağıtımı esanasında hisse senetlerinin yeni fiyatlarını hesaplayan formülü kullanarak, şirketimizin hisse senetlerinin eski 5.000 TRL'ye göre yeni fiyatlarını ve buna bağlı olarakta piyasa değerlerini bulabiliriz. Şirketimizin başka Bedelsiz veya Bedelli Sermaye Artırımı yapmadığını bilmekteyiz, hisse senetlerin yeni fiyatı aşağıdaki şekilde olacaktır;
Şirketin hisse senetlerinin yeni fiyatı 3.000 TRL olarak hesaplanmaktadır. Hisse senedi sermaye artırımı
sonrası ilk seansta bu fiyattan işlem görmeye başlayacaktır. Bu yeni fiyat üzerinden şirketin Piyasa Değerini hesaplayacak olursak (3.000 TRL*150 milyon adet senet) yeni 450 milyar TRL'lik piyasa değeri buluruz. Yapılan Sermaye Artırımı ve Nakit Temettü ödemesi işlemi şirketin piyasa değerini 50 milyar TRL azaltmış bulunmaktadır ve dikkat edilirse bu tutar şirketin kasasından çıkan Nakit Temettü tutarına eşit olmaktadır.
Kaç Çeşit Hisse Senedi Vardır?
Farklı özelliklere sahip senet türlerini iki ana grupta toplamak mümkündür: imtiyazlı senetler ve adi (normal) hisse senetleri. Bunlar içerdikleri özelliklere göre sınıflandırılmışlardır. İmtiyazlı hisse senedi türü, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılmakla birlikte, ülkemizin mevzuatları bu tür hisse senetlerine izin vermemekte ve şirketlerimiz ve yatırımcılarımız bu tür bir enstrümandan yararlanamamaktadırlar.
Hisse Senedi Nedir?
Hisse Senetleri, Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve belirli ortaklık sermayesine katılma payını temsil eden, yasa ve sermaye piyasası kural ve şartlarına uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evraklardır.
Hisse Senetleri, şirket sermayesinin belirli bir kısmını temsil eder, sahibine her türlü ortaklık haklarından yararlanma imkanı verir. Bu haklar;
Şirket karından pay alma hakkı,
Şirket yönetimine katılma hakkı,
Oy kullanma hakkı,
Rüçhan hakkı,
Tasfiyeden pay alma hakkı,
Şirket faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkı.
İmtiyazlı Senet (Preferred Stock) Nedir?
İmtiyazlı senet, adi hisse senedi ile tahvil karışımı özellik taşıyan bir hisse senedi türüdür. Hisse senedidir, çünkü adi hisse senetlerinin taşıdığı ortaklık hakkı (ör. oy hakkı) yanında adi hisse senetlerinden farklı ve öncelikli olarak temettü hakkı vardır. Bu ikinci özelliği de tahvillere benzer. Şöyle ki, imtiyazlı senetler temettüden öncelikli ve sabit bir tutarda yararlanır. İmtiyazlı senetlerin temettü ödemeleri yapıldıktan sonra, ancak arta kalan dağıtılabilir kar üzerinden, adi hisse senetleri için bir temettü ödemesi yapılabilinir.
Türkiye'de halihazırdaki mevzuatlar uyarınca imtiyazlı senet olarak adlandırılan tür senetler şirketler tarafından ihraç edilememektedirler. Bu tür bir enstrümandan yararlanamayan türk şirketleri, normal adi senetlerin yanında değişik özellikler taşıyan ve imtiyazlı senetlere kısmen benzetmeye çalıştıkları farklı grup adi senetler oluşturmaya çalışmaktadırlar. İMKB'ye kote birçok şirket bu tür farklı grup senetlere sahip olmalarına rağmen (bu farklı gruplar genellikle halka arz edilmedikleri, dolayısı ile İMKB'ye kote olmadıklarından pek tanınmamıştır, örneğin, Anadolu Gıda) en bilinenleri İş Bankası, Adana çimento ve Kardemir'dir. Örnek olarak Adana çimento'yu ele alacak olursak, bu şirketin üç farklı grup senedi bulunmaktadır; A, B ve C olarak adlandırılan bu senet sahipleri farklı tutarlarda temettü geliri elde etmektedirler; A grubu senet sahipleri dağıtılacak toplam temettünün %54'üne hak kazanırlarken, B grubu %36'sına ve C grubu da %10'una hak kazanmaktadırlar.
Adi Senet (Common Stock) Nedir?
Adi senet türü İMKB'de karşımıza çıkan ve genelde bilinen senet türüdür. Yalın bir tür olmasına rağmen kanunlarımızın verdiği bazı olanaklar sayesinde bu tür senetler kendi içlerinde değişik özelliklere sahip gruplara bölünebilirler. Bu şekilde bir gruplandırma, imtiyazlı senetten farklı bir şekilde olmaktadır. Herhangi bir öncelik veya sabit temettü ödeme şeklinden çok, temettü dağıtım oranında farklılık ve/veya oy hakkındaki farklılık şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye'de nominal değer (par value) olarak değişikler (500 TRL, 1.000 TRL, 5.000 TRL en yaygın olarak kullanılanlarıdır) olmasına rağmen, İMKB getirmiş olduğu standartlarda nominal değeri 1.000 TRL olarak kabul etmektedir ve farklı olanları bölme/çarpma işlemleri yolula 1.000 TRL'lik nominal değere indirgemektedir. örneğin 5.000 TRL nominal değere sahip bir senet bu yolla beş adet 1.000 TRL nominal değere sahip senet olarak kabul edilmektedir.
Örnek 1: Yatırımcılar tarafından en çok bilinen örnekler İş Bankası ve Adana çimento örnekleridir. Bilindiği gibi İş Bankası'nda dört değişik grup hisse senedi (Kurucu, A, B ve C) olmakla birlikte Adana çimento'da üç değişik grup senet (A, B ve C) vardır. Bunların ödenmiş sermayede bir payları vardır ve toplamları da şirketin toplam sermayesini vermektedir. Bu senetlerin oy oranları (her gruptaki senedin 1 oydan farklı oy hakkı olabilir) ve/veya dağıtılacak temettüden alacakları pay farklıdır.
Örnek 2: XXX isimli bir şirketin toplam 500 milyar TRL'lik sermayesi ve üç değişik grup (A, B ve C) hisse senedi olsun. Dönem sonunda 300 milyar TRL kar ettiğini ve tüm miktarı temettü olarak ortaklarına dağıttığını düşünelim. Acaba hisse başına temettü geliri ne kadar olacaktır?
(1 Hisse = 1.000 TRL'lik sermaye tutarı olduğunu unutmayalım)
Nominal Değer, Hisse Adedi, Lot Ne Demektir?
Hisse senedine yatırım yapmayı düşünen bir yatırımcının hisse senetleriyle ilgili terimleri bilmesinde yarar vardır. Burada bu terimlerden üçünü açıklamaya çalışacağız.
Nominal değer (par value), bir hisse senedi başına sermayeden düşen payı belirtir. İMKB, borsaya kote olmuş tüm senetlerin nominal değerlerini 1.000 TRL olarak kabul etmiştir. Fakat, kote olmayan şirketlerin genelinde de nominal değer 1.000 TRL olarak kullanılmasına rağmen 500 TRL veya 5.000 TRL gibi nominal değerler de kullanılmaktadır. Sorun, farklı nominal değerlere sahip senetlerin halka açılması sonucunda borsaya kote olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu durumlarda borsa yönetimi bunları hisse başına 1.000TRL'ye eşitlemektedir. Yani 5.000 TRL nominal değere sahip bir senedi, İMKB, 1.000 TRL'lik beş adet senet olarak görmektedir.
Nominal değerlerin borsada 1.000 TRL olarak eşitlenmesi bizim borsamıza özgü bir tasarruftur. Başk